HAYIR Neden…

Ben bu davanın Savcısıyım deyip Sonradan Kandırıldık dedikleri için HAYIR

Çocuklar Kandırılır Cumhurbaşkanı kanmaz çünkü danışmanları vardır
Ergenekon adı altında Masum İnsanları , TSK Askerleri tutklayıp hapislerde alıkonulması suçsuz insanların hapiste ölmelerine ve bazı insanların intiharlarına sebeb oldular TSK’nın kozmik odasına girilerek askeri bilgi ve sırların deşifre edilmesi,  Atatürkçü yargıç,savcı,hakim rektör bürokrat ne varsa hepsi sürgün tayin edildiler

Barış Süreci Adı Altında Sayın Cumhurbaşkanının talimatı ben verdim kimseye karışılmayacak demesi üzerine PKK fırsat bularak hendekler kazıldı silah yığınakları yapıldı  PKK kendi kolluk kuvvetini kurarak kimlik sormaya başlamışlardı , Feto terör örgütü 17-25 Aralık olayı Cemaatin Devleti ve Yargıyı elegeçirdiği ortaya çıktı

Avrupayı Kınar İken Önce Kendi Ülkemize Bakalım

Referandum Mitinglerini Yasaklayan Zihniyeti Kınayın

16 Nisan’da yapılacak olan referandum mitinglerine
verimeyen izinler için HAYIR
Hollanda,Almanya,Danimarka’yı Avrupa’yı kınarken
birde ülkemiz’deki demokrasi anlayışı ile izin verilmeyen
mitingleri yasaklayan zihniyeti kınayı

FLAŞ! AKP’NİN KURUCUSU KONUŞTU , SARAY’DA DEPREM!..

Yalçınbayır: Tayyip Bey seçmen olsaydı, ‘Hayır’ derdi

AK Parti’nin kurucuları arasında yer alan Ertuğrul Yalçınbayır, Avrupa’da yaşanan krizde hükümeti eleştirip Ankara’nın da Bulgar yetkililerin Türkiye’ye girişlerini yasakladığını belirtti. Yalçınbayır, Gül’ün ve Arınç’ın suskunluklarını da eleştirip her ikisinin de parlamenter sistemden yana olduklarını söyledi.

Eski Başbakan Yardımcısı da olan Ertuğrul Yalçınbayır, Birgün’den Meltem Yılmaz’a konuştu.

http://apacheip.com/category/news/ ‘BUNLARI SALT TÜRK DÜŞMANLIĞI DİYE YORUMLAMAK SEÇİMLERE GİDEN SÜREÇTE BAŞKA MESAJLARI DA ÇAĞRIŞTIRIR’

Yalçınbayır, Türkiye ile Hollanda arasında yaşanan krizi şu sözlerle yorumladı: “Şu anda Bulgaristan’daki Hak ve Özgürlükler Partisi’nin bazı temsilcilerinin, üst düzey yöneticilerinin Türkiye’ye girmeleri bile yasak. Şimdi onlar Bursa’da çifte vatandaşların yoğun olduğu yerlerde propaganda yapmak isteseler Türk hükümeti onlara mani olur. Yani ülkeler kendi koşullarına göre bazı düzenlemeler yapabiliyorlar. Bunları salt Türk düşmanlığı diye yorumlamak seçimlere giden süreçte başka mesajları da çağrıştırır.”

provigil modafinil buy online uk ‘O DÖNEMİN PARLAMENTOSU, KAN GÖLÜNE DÖNEBİLECEK BİR TÜRKİYE’Yİ KURTARMIŞTIR’

Yalçınbayır, AK Parti’nin bugüne kadar hazırladığı hiçbir Anayasa paketinde başkanlık sisteminin gündeme gelmediğine de vurgu yapıp bu konunun Türkiye’nin gerçek sorunlarını konuşmamak ve hesap vermemek için ortaya atıldığını söyledi. Başkanlık sistemi 1 Mart öncesi hayata geçmiş olsaydı, bugün Türkiye’nin kan gölüne dönmüş olacağına dikkat çeken Yalçınbayır, şöyle devam etti:

“1 Mart bugün olsaydı, şimdiki anayasa değişikliği ile Tayyip Erdoğan başkan olmuş olsaydı MGK’ye başkanlık edecek, milli güvenlik siyasetini ortak bir akılla değil, kendisi belirleyecekti. Yani tek bir kişi, ‘biz yabancı ülkeye girmeliyiz, yabancı asker bizde şu kadar olmalıdır’ diyecekti. O dönemin parlamentosu, kan gölüne dönebilecek bir Türkiye’yi kurtarmıştır.”

http://evolveagency.com/wp-cron.php?doing_wp_cron=1526359159.4427280426025390625000 ‘ARINÇ VE GÜL, PARTİ ZARAR GÖRMESİN DİYE KONUŞMUYOR OLABİLİRLER’

AK Parti’nin kuruluş felsefesi ve değerleri ile ilgisi kalmadığını da söyleyen Yalçınbayır, Abdullah Gül ve Bülent Arınç gibi partinin kurucu isimlerinin bu kritik süreçte sessiz kalmasını sert bir dille eleştirdi: “Benim bildiğim Abdullah Gül’ün parlamenter sistemden yana olduğudur. Bülent Arınç da parlamenter sistemden yanadır. Bu kişiler parti zarar görmesin diye konuşmuyor olabilirler. Ama bu, onları beraat ettirmez. Suskunlar kendilerine veya yakınlarına zarar gelir diye susuyorlar. Bu diktatörlüklerde olan bir şey.”

‘BU, HESAP VERMEYİ FİİLEN İMKÂNSIZ HALE GETİREN BİR DÜZENLEME’

Yalçınbayır, anayasa tartışmaları konusunda da şu yorumu yaptı: “Bugün Anayasa tartışmasıyla Türkiye’nin gündemi işgal ediliyor. Gündemde olması gereken gerçek sorunlar tartışılmıyor, onlar için hesap verilmiyor. Bu Anayasa değişikliği bir ibranamedir. İbraname, hukukta o işten kurtulmak anlamına gelir. 2002 öncesi dahi var olan iddialar dokunulmazlık nedeniyle durdu. Cumhurbaşkanı oldunuz. Yine dokunulmazlığınız varsayılarak duruyor ki cumhurbaşkanlarının dokunulmazlığı yoktur. Ama bu hiç Türkiye gündeme getirilebiliyor mu? O zaman hem onlardan hem cumhurbaşkanlığı sürecinden hem cumhurbaşkanlığı bittikten sonraki bütün fiillerden ibra edilmenin önşartı yargı önüne çıkmayı zorlaştırmaktır. Ben Tayyip Bey’i yakinen tanırım ve onun da sorumlu olarak hesap vermeyi düşüneceğini bilirim. Ama bu, hesap vermeyi fiilen imkânsız hale getiren bir düzenleme. 301 imzayla soruşturma önergesi, 360 imzayla bu önergenin kabulü, 400 imzayla yüce divana sevk ve yüce divana sevk ettiğiniz kişiler anayasa mahkemesinde sizin seçtiğiniz kişiler önünde hesap verme…

‘TAYYİP BEY’İN GÜVENDİĞİ ELEMANLAR, KENDİLERİNE HUKUKEN DOĞRU BİLGİ VERMİYOR’

Bu hesap verme şekli dünyanın hiçbir yerinde yok. Tayyip Bey’in de normal şartlarda kabul edeceği bir şey değil ama bunların sonuçlarını da bilemez. Güvendiği elemanlar kendilerine hukuken doğru bilgi vermiyor. Yani Tayyip Bey seçmen olsaydı o da ‘Hayır’ derdi.”

Alıntı Kaynak:Habercem.com

 

Ümit Özdağ AKP’nin Avrupa Oyununu Bozdu

ÖZDAĞ TEZGAHI TEK CÜMLEYLE BOZDU: MİLLETİN AKLIYLA ALAY ETMEYİN!..

MHP Genel Başkan adayı ve Gaziantep Milletvekili Ümit Özdağ,
Hollanda ve Almanya ile yaşanan diplomatik krizi değerlendirdi.             Tıkla Videoyu İzle

MHP Genel Başkan adayı Özdağ, Hollanda ve Almanya ile yaşanan diplomatik krizle ilgili çok kritik iddialarda bulundu. Özdağ’ın görüntüleri sosyal medyada paylaşım rekorları kırdı.
MHP Genel Başkan adayı ve Gaziantep Milletvekili Ümit Özdağ, Hollanda ve Almanya ile yaşanan diplomatik krizi değerlendirdi.
 
Almanya ve Hollanda ile yaşanan sorunu ‘kayıkçı kavgası’ olarak nitelendiren Özdağ; Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi ve Spor Bakanı Çağatay Kılıç’ın Almanya’da sorunsuz bir şekilde toplantı yaptığını; Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ise haklı gerekçilerle toplantılarının iptal edildiğini iddia etti.
Hükümetin, milletin aklıyla alay ettiğini savunan Prof. Dr. Ümit Özdağ, “Almanya’ya, Hollanda’yla, Avrupa ülkeleriyle çıkarılan son günlerdeki kayıkçı kavgası…Şimdi hakikaten konuşturulmuyor mu AKP’li Bakanlar Almanya’da?Zeybekçi, Köln’de ve Leverkusen’de iki tane konuşma yapmış.  Spor Bakanı dün Köln’de konuşmuş.
Bekir Bozdağ’ın konuşmasına izin verilmemiş… Çünkü konuşması bildirilmemiş. ‘Bu’ demişler, ‘bir yemekli toplantı. Bir sanatçı gelecek, saz çalacak, pilav, döner ve ayran var.”
Bekir Bozdağ’ın konuşacağı duyulunca yerel yönetim tarafından ‘Bir dakika siz anlaşmayı böyle yaptınız’ diye bozmuşlar. Çavuşoğlu’nun Hamburg’daki konuşması da, konuşmanın yapılacağı bina birincisi ruhsatsızmış, ikincisi yangın tesisatının da ayrıca izni alınmamış.
Durum bu arkadaşım. Cumhurbaşkanı diyor ki; ‘Berlin’den girerim, Münih’ten çıkarım.’ Güzel de sayın Cumhurbaşkanı, eğer Almanya ile kriz varsa, Alman savaş uçakları İncirlik’te gerçekten Almanya ile aranızda kriz varsa bırakın Berlin’den girip Münih’ten çıkmayı, İncirlik’teki Tornado’ları geri yollayın! Milletin aklıyla alay etmeyin!”

Alıntı Kaynak :Sarızeybek Haber

Avukat Prof.Dr. Metin Feyzioğlu’dan Yanıt

SAYIN CUMHURBAŞKANI’NIN
13 MART 2017 TARİHLİ ATV-A HABER KANALLARINDAKİ ORTAK YAYINDA TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ’Nİ VE BİRLİK BAŞKANI’NI HEDEF ALAN KONUŞMASINA KARŞI BİRLİK BAŞKANIMIZIN CEVABI:

Sayın Cumhurbaşkanı’nın 13 Mart 2017 tarihinde basına yaptığı Türkiye Barolar Birliği ile ilgili gerçeklerle örtüşmeyen açıklamaları dehşetle izledik. Sayın Cumhurbaşkanı’nın yine aldatıldığını gördüğümüz için üzgünüz. Öncelikle Hollanda’nın, Almanya’nın ve bazı Avrupa ülkelerinin Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti bakanlarına yönelik kısıtlamalarını kınıyoruz. Türkiye Barolar Birliği ve baroların Avukatlık Kanunu uyarınca görevi Anayasa değişikliği paketini ve içerdiği tehlikeleri Cumhurbaşkanına, Bakanlar Kuruluna, milletvekillerine ve Türk Milletine anlatmaktır.

Şimdi Sayın Cumhurbaşkanına sözümüz var:

Siz, Bakanlar Kurulu ve Anayasaya rağmen fiilen başkanlığını yaptığınız iktidar partisi, en milli kaygılarla ve yürekten dile getirdiğimiz uyarılarımızı tartışmaya bile gerek görmediniz. Bu sebeple, Türkiye Barolar Birliği ve pek çok baromuz halkoylaması öncesinde en üst makamı, yani vatandaşlarımızı bilgilendirmek için kanuni görevlerini yerine getirmektedir.

BİZ HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNDEN YANA TARAFIZ

Biz, Sizden farklı olarak elbette tarafız. Siyasi partilerden yana değil tarafımız. Yargı bağımsızlığından, hukukun üstünlüğünden, bağımsız ve etkin savunmadan yana tarafız. Getirmek istediğiniz sistemde memleketin tüm hakim ve savcılarının bir siyasi parti genel başkanına ve onun vasıtasıyla kendisinin il ve ilçe başkanlarına bağımlı kılınmak istenmesinin karşısındayız.

Sayın Cumhurbaşkanı, bizi, Avrupa’da dolaşarak Anayasayı anlatmakla suçladınız. Yurtdışında bu amaçla ve birkaç saatliğine tek bulunduğumuz tarih, 18 Şubat 2017’dir. Anladığımız kadarıyla bu defa da tarih konusunda aldatılmışsınız. Aynı tarihte Başbakanınızın da Almanya’da “evet” mitingi yaptığı eminiz malumlarınızdır. Sayın Başbakana yönelik bir öfkenizi görmedik. Bizden sonra 1 Mart’ta Hollanda’da “evet” propagandası yapan İktidar Partisi Milletvekili Sayın Mustafa Köse’ye de bir söz söylediğinizi duymadık. Demek ki tarafsızlık yemini etmiş ve Türk Milletinin tamamını temsil etmesi gereken Siz, halkoylamasında Milletimizin önüne konacak iki seçenekten “evet”i savunanları vatandaş, diğerlerini terörist olarak görmektesiniz. 16 Nisan tarihi yaklaştıkça maalesef bu suçlamaların dozu artmış, akıl ve mantıkla izah edilebilirliği giderek kalmamıştır.

“MAALESEF YİNE ALDATILMIŞSINIZ”

Türkiye’yi terörist unsurlarla dolaşarak bir çalışma yaptığımızı da söylemişsiniz. Maalesef yine aldatılmışsınız. Türkiye’nin yetişmiş en vasıflı Anayasa hukukçularından biri olan ve bildiklerini Türk Milletiyle paylaştığı için üniversitesindeki görevine Sizi kızdırma korkusuyla son verilen Prof. Dr. Süheyl Batum mu terörist unsur? Yoksa hayatını Türk tarihi araştırmalarına adamış, Anadolu’da devletlerin nasıl yıkılıp kurulduğunu ve Selçuklu ile Osmanlı tarihini en iyi bilen, maalesef bildiklerini Türk Milleti’yle paylaştığı için partisinden ihraç edilen Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu mu?

Birlikte yol yürümekten onur duyduğumuz, Anayasa değişikliğinin tehlikelerini kendi şehirlerinde anlatmak için gece gündüz çalışan baro başkanlarımız ve on binlerce avukat meslektaşımız mı?

Evet – hayır seçenekleri arasında “hayır” seçeneğini tercih edecek milyonlarca vatandaşımız terörü desteklemekle suçlanabilir mi?

Anayasanın Türkiye’ye maliyetini anlatmak üzere yola düşmüş Kardak kahramanları, kumpas mağduru kahraman asker ve polislerimiz terör destekçisi olmakla suçlanabilir mi?

Elbette biz avukatların arasında da Anayasa değişikliğine olumlu bakan meslektaşlarımız da var. Biz bunlara saygı duyuyoruz. Onları vatan hainliğiyle ya da terör örgütünün değirmenine su taşımakla suçlamayı aklımızın köşesinden bile geçirmeyiz. Üstelik biz sürecin başında 100 bin meslektaşımızın görüşünü alarak yola çıktık. Hep şunu söylüyoruz; halkoylamasında tercihi ne olursa olsun her vatandaşımız Türk Milleti’nin asli unsurudur.

CUMHURBAŞKANI TARAFSIZLIKLA TÜM MİLLETİ KUCAKLAMALIDIR

Şöyle bir cümle sarf ettiğinizi duyduk; “Avukatların tamamı hayır mı diyor ki Türkiye Barolar Birliği Anayasa değişikliğine hayır verilmesi gerektiğini söylüyor?” Keşke böyle demeseydiniz. Türk Milleti’nin yüzde ellisinden fazlası hayır dediği halde, Siz ettiğiniz yemine ve Anayasa madde 103’e göre Türk Milleti’nin tamamını temsil etmeniz gerektiği halde Milletimizin yüzde elliden fazlasını nasıl dışlar, düşman ilan edersiniz. Gerçekten Sizin için üzgünüz.

ELBETTE Kİ GÖREVİMİZ ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ İLE İLGİLİ HALKI BİLGİLENDİRMEKTİR

Anayasa değişikliği sürecinde Milletimizi biz bilgilendirmeyecektik de, Size göre bu görevi acaba hangi meslek örgütü veya sendika üstlenmeliydi? Elbette bu ülkede yaşayan herkesin ve her meslek örgütü, sendika ve sivil toplum örgütünün görevidir Anayasa konusunda bilgilendirme yapmak. Ancak elini vicdanına koyan herkes bilir ki bu öncelikle Türkiye Barolar Birliği ve baroların görevidir. Yoksa Siz sadece futbolcular konuşsun ve “evet” propagandası yapsın mı istiyorsunuz?

CUMHURBAŞKANLIĞI MAKAMI HERKESE AÇIK OLMALIDIR

Sayın Cumhurbaşkanı, demişsiniz ki; “Bundan sonra kapımız TBB Başkanı’na kapanmıştır.” Bizi sanırım Sizden ikbal bekleyen bazılarıyla karıştırdınız. Bugüne kadar Sizinle ve Sizden önceki cumhurbaşkanlarıyla, Türk Milleti’nin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin en milli meseleleri dışında hiçbir görüşmemiz veya yazışmamız olmamıştır. Ayrıca bu cümleniz 16 Nisan’da geçmesini arzu ettiğiniz Anayasa değişikliği ile nasıl bir devlet yapısı hayal ettiğinizin de üzücü bir ikrarıdır. Yani benden olana devletin kapısı açık, benim emrime girmeyene devletin kapısı kapalıdır demektesiniz.

DAHA ÖNCE UYARMIŞTIK, YİNE UYARIYORUZ

Peki hatırlayalım. Ne zaman, hangi durumlarda biz devletimizi yönetenleri yine en milli duygularla, en milli kaygılarla uyarmıştık?

Savcısı benim dediğiniz kumpas davalarla Türk Silahlı Kuvvetleri’nin omurgasına balyoz indirilirken uyarmıştık.

Önceki Genel Kurmay Başkanı Sayın Başbuğ, devletin içine yerleştirilmiş bir çete tarafından tutuklamaya sevk edilirken uyarmıştık. O tarihte Başbakan olarak Size ve Sayın Cumhurbaşkanına yazmış olduğumuz açık mektup devletin arşivindedir. Bu çetenin hedefinde sırada siz varsınız demiştik.

2010 Anayasa değişikliği yazılırken bununla yargıyı belirli yapılara teslim ediyorsunuz diye uyarmıştık.

Habur’daki çadır tiyatrosu kurulduğunda uyarmıştık.

21 Mart 2013’de bölücü terör örgütünün İmralı’daki mahkum reisinin yazdığı söylenen “barış mektubu” denilen yazının, aslında Ortadoğu’da başlayacak savaşların habercisi olduğu konusunda uyarmıştık.

Sözde barış sürecinde devletimizin kandırıldığını, bazı şehirlerimizin bir büyük kalkışma için terör örgütü tarafından cephaneliğe çevrildiği konusunda uyarmıştık.

Bu uyarılarımız dinlenmediği için maalesef evlatlarımız şehit oldu. Uluslararası hukuk alanında Türkiye Cumhuriyeti itibar kaybetti. En haklı davamızı bile üst üste yaptığınız yanlışlar sebebiyle devletimiz yurtdışında savunamaz hale geldi.

Daha önceki her uyarımızın maalesef gerçekleştiği ve her aldatılmanızın ülkemizin büyük bedeller ödemesine neden olduğu gerçeğinin altını çizerek şimdi de uyarıyoruz.

TÜRKİYE’NİN ALTINA SAATLİ BOMBA YERLEŞTİRİLMEK İSTENİYOR

16 Nisan 2017’de halkoylamasına sunulacak olan paketin iç katmanlarında Cumhurbaşkanına denetimsiz ve sınırsız bir güç verilmesinin çok ötesinde Türkiye’nin altına saatli bombalar yerleştirilmek isteniyor.

Küresel kuklacıların Sevr Antlaşması’ndan beri Türkiye’ye dayatmaya çalıştığı ve İmralı’da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını çekmekte olan bölücü örgüt liderinin teşvik ettiği eyalet sistemi adı değiştirilerek Cumhurbaşkanının tek imzasıyla kurulabilir hale geliyor.

Türkiye’nin vatanı ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün korunması açısından hayati önem taşıyan Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na koyduğumuz çekinceler de Cumhurbaşkanının tek imzasıyla kaldırılabilir oluyor. Bu, sonu felakete yol açacak yetkilerden haberiniz olduğunu düşünmek dahi istemiyoruz. Peki iki sene sonra kimin cumhurbaşkanı olacağını, ondan bir sonraki cumhurbaşkanının kim olacağını bilebiliyor musunuz?

Size defalarca seslendik. Davet edin, Sizi aldatmak isteyen küresel kuklacıların oyununu yüzlerine vuralım ve birlikte bozalım dedik. Siz ise her milli davada Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yanında dimdik duran bizleri yine düşman ilan ettiniz. Biz de gerçekleri Türk Milletine anlatmak için yollara düştük.

Sayın Cumhurbaşkanı, mücadelemiz Türkiye içindir, Sizin torunlarınız da dahil gelecek nesillerimiz içindir.

Biz, bunun için konuşmanızda bir tehdit olarak algıladığımız “Bedel ödeyeceksin” cümlesindeki her türlü bedeli Türk Milleti için ödemeye hazırız. Türk Milleti dışında hiç kimseye minnetimiz, hiçbir makam-mevki sahibinden bir ikbal beklentimiz yoktur. Tek borcumuz, Allah’a olan can borcumuzdur, vadesi geldiğinde onu da verir alnımızın akıyla gideriz.

Avukat Prof. Dr. Metin Feyzioğlu
Türkiye Barolar Birliği Başkanı

 

HAYIR

 

NEDEN HAYIR DİYORUM

ABD’nin 2014 yılı Nüfüs 317.486.600 kişi
ABD Parlamentosunda toplam 535 Üye Bulunmaktadır
ABD Temsilciler Meclisi ve ABD Senatosu olmak üzere iki ayrı meclisten oluşur. Kongre, 435 temsilci ve 100 senatör olmak üzere toplam 535 üyeden oluşur

TÜRKYE 80 Milyon Nüfusla Şuanda Mevcut 550 Milletvekili var yeni yasayla bu sayı 600 olacak ve bir de bunlara eklenen danışman ve Bakan yardımcılarını düşünün

YENİ ANAYASA
15. MADDE
DEĞİŞİKLİK:
Anayasa değişikliği teklifinin 13. maddesiyle (Anayasa Komisyonu’nda 12.madde olarak kabul edilmiştir) Anayasa’nın 119. maddesinde yapılması öngörülen değişiklik uyarınca, olağanüstü hal ilân yetkisi “Cumhurbaşkanı Başkanlığı’ndaki Bakanlar Kurulu”ndan alınarak, Cumhurbaşkanı’na bırakılmaktadır

BARONUN DEĞERLENDİRMESİ:
Mevcut sistemde olağanüstü hali ilan yetkisi “…Cumhurbaşkanlığı Başkanlığı’nda toplanan Bakanlar Kurulu”na aittir. Yetkinin bu şekilde Bakanlar Kurulu tarafından kullanılması, konunun kurul halinde tartışılmasına ve Cumhurbaşkanı’nın da fikir beyan etmesine imkân vermektedir. Teklif metninde bu yetkinin yalnızca Cumhurbaşkanı’na bırakılması, toplum ve devlet hayatına ilişkin ciddî tehditlerin ortaya çıktığı bu en ciddi anlarda, alınması gereken tedbirler konusunda Yürütme organı içinde asgari bir tartışma ve kolektif karar alma imkânı dahi ortadan kaldırılmış olmaktadır.

Son Kamuoyu Araştırmasında Fark Açılıyor

Son kamuoyu araştırmasından çarpıcı sonuçlar

16 Nisan’da yapılacak olan yeni anayasa referandumu ile ilgili son yapılan ankette çarpıcı sonuçlar ortaya çıktı. Avrasya Kamuoyu Araştırmaları Merkezi’nin düzenlediği kamuoyu araştırmasında, ’16 Nisan Anayasa değişikliği referandumunda ne yönde oy kullanacaksınız?’ sorusuna yanıt verenlerin yüzde 42.4’i ‘evet’ yüzde 57.5’i ise ‘hayır’ yanıtını verdi.
2017 referandum anketiyle ilgili son açıklanan sonuç Avrasya Kamuoyu Araştırmaları Merkezi’nden geldi. Avrasya Araştırma’nın 3-9 Mart arası 26 il ve ilçede 8 bin 120 katılımcıyla gerçekleştirdiği ankette çarpıcı sonuçlar ortaya çıktı.  Anket, İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Konya, Kayseri, Aydın, Bursa, Tekirdağ, Van, Mardin, Şanlıurfa, Adana, Zonguldak, Balıkesir, Manisa, Malatya, Ağrı, Samsun, Trabzon, Kastamonu, Erzurum, Gaziantep, Hatay, Kırıkkale ve Kocaeli’de yapıldı.