ÖNCE OĞLUN, ŞİRKETİNDEKİ HOLLANDALILARI İŞTEN ATSIN

source

Binali Yıldırım “tansiyonu yükseltmeme kararı aldık” diyor.

Ne demek bu?… Adam bakanını derdest etmiş, sen tansiyonu yükseltmeyelim diyorsun! Hollanda’ya uygulayacağımız önlemler, iki ülke arasındaki dostluğu etkilemeyecekmiş.

Demek ki herhangi bir yaptırımınız olmayacak. Çavuşoğlu; “Uçağa inme izni vermezseniz, ekonomik ve politik yaptırımlarımız olur” demişti.
Ne oldu? Ben hemen Yıldırım’a bir yaptırım önereyim; işe oğlunun gemicilik şirketinin yüzde 50 Hollandalı ortaklarını işten atmakla başla!
Ya da hadi bakalım Türkiye’deki Hollanda şirketlerine kayyum atamayı düşün. Bu etkisizlik, zayıflık ülkemizin aşağılanması sonucunu doğuruyor.
Erdoğan ise “16 Nisan’dan sonra önlemlerimizi alacağız” diyor. Bu “Hiçbir şey yapmayacağız” demektir. Yani “Sabrımızı sınamayın” politikası. Beni en çok üzen ve güldüren ise Bakan Kaya’nın “Türk halkı Hollanda’ya 16 Nisan’da gereken dersi verecek” diye açıklama yapması.
Avrupa Türkiye’de başkanlığı istemiyormuş. Erdoğan Fransa’ya teşekkür etti. Zeybekci Almanya’ya teşekkür etti. İsveç “izin al gel” dedi.
Hollanda da “Bir hafta sonra gel” dedi. Yani aslında Avrupa Birliği, Türkiye’yi bir kişinin yönetmesini kendi açısından doğru buluyor.
Bir kişiyi ikna edince, ya da etkileyince bütün ülkeyi ikna ediyor ve etkiliyor. Özetle, AB, şoför ile değil, otomobilin değişmesi ile ilgileniyor.
AKP ise kendi seçmenine yalan söylüyor. Diğer yandan da Avrupa’da Türklerin hayatlarını zora sokuyor. Erdoğan’ın amacı da zaten Hollanda’ya ders vermek değil, referandumda yüzde 50.1 seçmenin “Evet” demesini sağlamak. Sonuç olarak; başkanlık için devlet ayağa düşürülüyor.
SONUÇ ‘hayır’ çıkacak

Alıntı Kaynak:Sözcü Gazetesi